Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com

 

Bu sayfada Şenkaya'yı ve Hüseyin Sırrı Köycü'yü tanıtmak istemiştik. Fakat Şenkaya ve Köycü ile ilgili yeterince web sitesi var, hatta bazıları kendi Şenkaya'sını yazmış gibi birşey. Yeni bir Şenkaya'da biz yazamayalım dedik ve bu işi, birkaç tane anekdotla yapalım istedik.

Şenkaya Nasıl İlçe Oldu

Hüseyin Köycü Şenkaya’nın ve çevresinin gelişebilmesi için eğitim ve öğrenimin şart olduğunu görür ve Şenkaya’nın ilçe olması için elinden gelen her şeyi yapar.
Öyle ki bu iş için Ankara’ya meclise defalarca giderek Erzurum milletvekillerini bıktırır. Ama derdini anlatamadığından dolayı mı? Erzurum milletvekillerinin duyarsızlığından dolayı mı? çabaları boşa gider ve Şenkaya bir türlü ilçe olamaz.
Bu durum Hüseyin Köycü’yü üzmektedir. Çünkü yıllardır kendi ve yakın arkadaşlarının gayretiyle yörede çeşitli eğitim çalışmaları yapılmış, yeterli ekonomik güç olmadığından dolayı istenilen seviyeye ulaşılamamıştır.
Kesin ve kalıcı çözüm gerekmektedir. Bunun yolu da devletin Şenkaya’ya bizzat kuruluşlarıyla girmesidir diye düşünmektedir. “Bir gün ille de Şenkaya ilçe olacak” der ve Ankara’nın yolunu tutar. Varır varmasına ama! Erzurum milletvekilleri gerekli ilgiyi göstermezler. Hüseyin Köycü’ye görünmemek ve görmemek için ellerinden geleni yaparlar.
“Köycü ısrarlıdır, mutlaka bir şeyler olmalı” der ve sonuç almak için denemediği yol kalmaz. Ama sonuç olarak elde sıfır vardır.
Bir gün gider meclisin giriş kapısına oturur. Şenkaya’yı ilçe yapana kadar oradan kalkmayacaktır. Meclise gidiş gelişlerinden dolayı bir çok kişi onu tanımıştır. Köycü’yü gören milletvekillerinden birisi durumu anlar ve gidip konuşur. Sonra da Erzurum milletvekili Cevat  Dursunoğlu’na haberi ulaştırır.
“Ya sizin Hüseyin gelmiş, biraz da delirmiş, giriş kapısına çökmüş, Paşa (İsmet İnönü) gelmeden kalkmam” diyor. Cevat Dursunoğlu telaşlanır, Paşa gelince bu durumu görürse kötü olur diye, kerhende olsa Köycü’nün yanına varır.
Selamlar verilip alınır, hal hatır derken asıl konu Şenkaya’ya sıra gelir. Cevat Dursunoğlu  “Hüseyin etme kardeşim kuş uçmaz kervan geçmez yer orası, orayı kimse ilçe yapmaz” diye çıkışır. Arkasından “hadi kalk buradan Paşa gelecek seni böyle görmesin” deyince “Köycü asla kalkmayacağım Paşa gelince ancak kalkarım” der ve yerinden kalkmaz.
Cevat Dursunoğlu yalvarır, ama yalvarmalar boşunadır Köycü yerinden kalkmaz. Derken Paşa gelir Cevat Dursunoğlu koşarak paşanın yanına varır. Bu arada Paşayı gören Köycü ayağa kalkmıştır.
Cevat Dursunoğlu  İsmet İnönü’ye “Paşam bizim Hüseyin gelmiş siz gelene kadar oturdu hiç kimse yerinden kaldıramadı, sizi bekliyordu ve sizi görünce ayağı kalktı” der. O arada Köycü de Paşanın yanına varmıştır. Cevat Dursunoğlu  İnönü’ye “Paşam Hüseyin kuş uçmaz kervan geçmez bir köyün ilçe olmasını istiyor” deyince. Köycü söze girer, “Evet Paşam aynen öyle kuş uçmaz kervan geçmez yer olmasa burada benim ne işim var. Zaten kuş uçan kervan geçen yerlere herkes bir şekilde gider, görür ve yaşar. Köyümüz ve yöremiz kuş uçmaz kervan geçmez bir yer, bizim insanca yaşamamız devletimizin oraya girmesine bağlı paşam” der.
Paşa, Köycüye dönüp “Tamam Hüseyin Şenkaya’yı ilçe yaptım. Gönül rahatlığıyla gidebilirsin” der ve Köycüyü gönderir. O gün bugündür Erzurum’un eski Örtülü köyü Ülkemizin onur ve gurur kaynağı Şenkaya ilçesi olmuştur. 
Yukarıda öyküleştirilmesi tarafımdan yazılan olay, yaptığım araştırmalarda yaşanmışlığını tespit edemedim, bununla beraber yöremizde bir çok büyüğümüz tarafından anlatılır.

                         

Şenkaya Farkı ve Şenkaya’lı Olmak      

Birkaç yıl önce TRT  de gezelim görelim programının sunucusu Nuray Yılmaz, Erzurum’un Tortum ve Oltu ilçeleri arasında kalan Azot yaylası tarafında program yapmaktadır.
            Program boyunca yörenin güzelliklerini tanıtırken bir çok kişiyle sohbet etmektedir. Nuray Yılmaz yaşlı bir amcanın yanına varıp sohbet ederken  çeşitli sorular sorar, sorulardan birisi şöyledir.
            "Amca çocuklarınızı, kızlarınızı okuttunuz mu ? Amca içler acıtacak bir cevap verir. “Ah kızım ah !.. nerede okutalım, bizi kandırmışlar, çocuklarımızı, kızlarımızı okutmadık. Okuyunca ana - baba, büyük sözü dinlemezler, gelenek görenek tanımazlar, günah işlerler diye okutmadık."
Nuray Yılmazın "Pişmanmısınız amca" sözüne cevapsa şöyledir "Kızım keşke okutsaydık , şimdi Erzurum da ve başka şehirler de  hangi devlet kapısına gidiyoruz, karşımızda hep Şenkaya’lıları görüyoruz. Onlar okudukları için memurda, müdürde, mühendiste, öğretmende, doktorda oldular. Her yerde iş bulup çalışıyorlar, bizim çocuklarımız ise Erzurum’a gitmeye cesaret edemiyor. Allah razı olsun, işimiz düşüncede bizlere de yardımcı oluyorlar. Ah kızım ah!.. bizi kötü kandırmışlar”. Azot yaylalı amcamız aslında Şenkaya farkını anlatıyordu.


            Şenkaya’lı olmak araştırmadan, okumadan, öğrenmeden kabullenmemektir. Yani ön yargıyla yaşamamaktır.
            Şenkaya’lı olmak, farklı olmak ve fark yaratmak demektir. Şenkaya’lı olmak Kardelen çiçeği olmaktır, kış ortasında inatla çıkmak, gelişmek, büyümek ve yaşamaktır. İnatla, inançla, sabırla direnmesini bilmek, araştırmayı ve öğrenmeyi görev edinmek demektir.
            Coğrafyanın tüm azizliğine karşı direnmek, sabrı öğrenmek, sabırla deneyim kazanmak,  kazandığın deneyimi gelecek kuşakların gelişimi, eğitimi ve öğrenimi için kullanmak Şenkaya’lı olmanın özüdür. Hüseyin Köycü’den kalan temel öğretide budur.
            Şenkaya’lı dindar, asla yobaz değildir. Şenkaya’lı olmak farklılıkları görmek ve kabullenmek, fakat ayrımcılılık unsuru olarak görmemektir.
Şenkaya’lı olmak Atatürk’ün  kurduğu laik, demokratik cumhuriyete ve devrimlerine sahip çıkmak, gelişmesi için katkıda bulunmayı görev edinmek demektir.
 Şenkaya’lı olmak analitik düşünmesini, araştırmasını, yorumlamasını, analiz yapmasını ve senteze antitezlerin varlığını görerek varmak demektir.

İyiki Şenkaya'lıyız.

Üstün Canpolat

Köyümüz hakkında bildiklerinizi bizimle paylaşırsanız seviniriz. İletişim için aydogdusenkaya@hotmail.com ve senkayaaydogdu@hotmail.com adresine mail atabilirsiniz.